X

BOĞA BURCU, HAYATIN ANLAMI VE ÖNEMİ

Güneş Boğa Burcuna girdiğinde, baharın ilk coşkusu ve enerjisi yerini dinginliğe bırakır. Hepimizin üzerine bir ‘bahar rehaveti’ çöker. Bahar rehaveti dediğimiz şey aslında Boğa’nın sabit ve yerinden kıpırdamak istemeyen ağır enerjisidir.  Bundan kaçmamız kolay değildir. Çoğu zaman bu dinginliğe direniriz. Değişen enerjiyi anlamak yerine günlük işlerimizi yürütebilmek için yollar ararız. Vitaminler alarak enerjimizi yükselmeye çalışırız, fakat bunlar çözüm olmayabilir. Çünkü bu dönemin enerjisini yaşamamız gerekir.

Doktorlar ve psikologlar bahar yorgunluğunu çeşitli sebeplere bağlarlar. Yeni gelen mevsime duyulan adaptasyon zorluğundan tutun da, bahar mevsiminde havada artan elektrik yüküne kadar ortaya pek çok neden sürerler. Fakat bu etkileri niye sonbaharda da değil de sadece ilkbaharda yaşarız? Belki bunun da bilimsel bir açıklaması vardır ama astroloji sembollerle ilgilendiği için durumu anlayabilmek açısından Boğa’nın enerjisini anlayabilmek bana en mantıklı olan gibi görünüyor. Farkında olmayışımız bu enerjiye direnmemize neden olur. Peki, bunun yerine kendimizi bu yoğun ve durağan enerjiye tamamen bırakırsak ne olur? Kuşkusuz günlük hayatın koşuşturması içinde buna pek de imkan yoktur. Fakat Güneş Boğa Burcundayken bizden bunu ister. Koşuşturmaya ara vermek, hayatın gerçek anlamda tadını çıkarmak ve gevşemek… Yediğimiz yemeğin, içtiğimiz kahvenin, baktığımız manzaranın tadına varmak… Doğayla daha fazla iç içe olmak… Bu dönemde, katkı maddesi içeren ya da ‘fast-food’ yemekler yerine, daha taze, organik ve dalından yeni kopmuş sebze ve meyveleri yemememiz enerjimizi toparlamak açısından önemli olacaktır. İşlenmiş gıdalar yerine doğanın bize sunduklarını bu dönemde tüketmek önemlidir. Boğa bizden vücudumuza özen göstermemizi ister. İlk Toprak Elementi burç olan Boğa, fiziksel vücudumuzla ilgilidir. Şimdi, tam da kendi bedenimizi şımartmanın zamanı… Bütün bunları yapabilmek bahar yorgunluğunu bahar neşesine dönüştürebilir.

Astroloji, hayatı daha farkında yaşamamıza yardımcı olur. Değişen enerjileri anlamamızı ve bunlardan anlamlar çıkarmamızı sağlar. Yılın bu döneminde Güneş Boğa Burcuna girdiğinde hayat bizden durup hayatın, doğanın ve kendimizin tadını çıkarmamızı ister. Boğa belki de Zen felsefesine en yakın burçtur. Şimdide ve mevcut olandadır. Boğa kırlarda, saatin kaç olduğuna aldırmadan dolaşmak, çiçekleri koklamak ve ultraviyole ışınlarının zararları için endişelenmeden Güneş’in tadına varmak ister. Hiç acelesi yoktur. Onu iteklemek de boşuna olacaktır. Bunun bir sebebi keyfini hiç bir şey için bozmak istememesidir. Diğer sebebi ise, o kadar inatçıdır ki canı neyi ne zaman yapmak isterse o zaman yapacaktır, siz öyle istediğiniz için değil.

Hareketi, aksiyonu ve mücadeleyi sembolize eden Mars, Boğa Burcunda düşük durumdadır. Çünkü Venüs yönetimindeki Boğa’nın tabiatı Mars’ın enerjisiyle taban tabana zıttır. Mars hareket etmek ister, Boğa durmak. O her şeyi acele etmeden yavaş yavaş yapar. Boğa Mars’ta iken enerjisini içeride biriktirir. Mars’ın doğal akıştaki gibi her an dışarıya akıtmaz. Dolayısıyla bir yanardağ gibi beklenmedik ani patlamaları olabilir. Bu kadar sakin ve huzurlu yaradılışlı birinin nasıl ve neden böyle bir anda öfkelendiğini anlamamız zordur.

Baharın diğer bir klasiği ise aşık olmaktır. Bu ne kadar da Venüs’e özgü! Venüs yönetimindeki Boğa dünyanın diğer zevk ve nimetlerinin yanı sıra aşkı da doyasıya yaşamak ister. Tensellik onun için çok önemlidir. Daha küçük yaşlardan itibaren dokunmaktan büyük zevk alır. Farklı dokuları hissederek öğrenmek ister. Yani hayatı 5 duyusuyla tamamen duyumsamak ister. Büyüyüp yetişkin olduğunda ise cinselliğini keşfederken tensellik çok önemlidir. Akrep Burcunun cinsellikle ilgili ünü aslında Boğa’ya aittir. Toprak Elementi bir burç olmanın verdiği tabiat ona aşkın fiziksel boyutunu denetmek ister. Klasik anlamdan Boğa vücutla,  Akrep ise vücudumuzu başkalarıyla paylaşmak, yani cinsellikle ilgidir. Fakat gerçek hayatta Boğa’lar Akrep’lere nazaran cinselliğe çok daha fazla önem verirler. Akrep’in Su Elementinde oluşu bazen yoğun tutkuların duygu seviyesinde kalmasına neden olabilir. Fakat Boğa’nın Toprak Elementinde bir burç oluşu onun duygularını mutlaka fiziksel boyuta taşımasına neden olur. Bu sebeple çoğu zaman genç Boğa’lar cinsellikle aşkı birbirine karıştırırlar. Ancak ileri yaşlarda, sadece iyi bir cinselliğin aşk anlamına gelmediğini, bunun yanı sıra hayatı genel anlamda paylaşmanın da önemli olduğunu anlayabilirler.

Venüs Boğa’da yöneticidir. Dolayısıyla burada iyi kötü tüm özelliklerini gösterecektir. Madde dünya ve materyalizm onun için son derece önemlidir. Bu da para kazanmanın önemini vurgular. Hayatın hoş ve keyifli tarafı onun için çok gereklidir kuşkusuz, fakat bunu elde etmek için de hatırı sayılır miktarda para kazanması gerektiğinin farkındadır. Eğer haritasında uyumlu etkiler varsa, Boğa para kazanmayı ve biriktirmeyi iyi bilecektir. O, yaratıcılığını paraya çevirmekte uzmandır. Tutumlu ve sahiplenici doğası parasını biriktirip çoğaltmasına yardımcı olur.

Sanata yatkınlığı vardır ve sanatın somut alanlarında daha başarılıdır; heykel gibi… Ya da vücudunu da işin içine katabileceği dans gibi… Hayal gücü çok gelişmiş değildir, fakat belki buna ihtiyacı da yoktur. O, ‘şimdi ve burada’ olanla ilgilidir. Hayaller kurarak fantastik olanla vakit harcamaz. Pratiktir. Elinde o anda ne mevcutsa onunla ilgilenir ve onlarla ‘işe yarar’ şeyler yapar. Hayalleri, yaratıcı fikirleri ve yarınları başka burçlara bırakır.

Dinginlik ve süreklilik Boğa’nın doğasıdır. Yere sımsıkı basar ve ayağının altındaki toprağın farkındadır. Kendi isteyinceye kadar da öylece durur. Ondaki süreklilik güven verir. Sürekli değişen yüzüyle Ay bile Boğa Burcundayken huzurlu ve dingindir. Ay, Boğa Burcunda yücelir. Yani olumlu tüm özelliklerini burada sergiler. O, Toprak Ana’dır. Ana Tanrıçadır. Beslendiği sürece besler. Durağanlığın içinde doğal bir akışa sahiptir. Çünkü içinde yaşamı barındırır. Onda duygusal değişimler pek azdır, çünkü duygularından emin ve huzurludur. Sahip olduklarını korur ve güçlendirir. Tıpkı bir ağacın zaman içinde yavaş yavaş büyümesi ve köklerini toprağa iyice salması gibi o da bulunduğu yerde gitgide güçlenerek hayatın sürekliliğini sembolize eder. Onun gölgesinde dinlenir, yeşilinde huzur buluruz. Onun sayesinde hayatın anlamını ve önemini anlarız.

Nisan 2008, Londra

Bu yazının tüm hakları saklıdır. İzin almadan hiç bir şekilde kullanılamaz. FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU UYARINCA KISMEN VEYA TAMAMEN BU SİTE, E-BÜLTEN VE E-POSTA İÇERİĞİNİN ESER SAHİBİNİN İZNİ OLMAKSIZIN KOPYALANMASI, YAYIMLANMASI VE DAĞITIMI HUKUKİ VE CEZAİ YAPTIRIMA TABİ OLUP, AYKIRI DAVRANANLAR ALEYHİNDE GEREKLİ TAKİBATIN YAPILMASI GEREKLİ HALE GELİR.